Haberler

Nijerya İslami Hareketi lideri Zakzaki tedavi için Hindistan'a gitti

Putin'den Kurban Bayramı mesajı

Türkiye ve Azerbaycan arasında direkt hava koridoru açılıyor

"Yüzyılın Anlaşması" komplosu hizemete uğrayacaktır

Ensarullah Lideri'nin kardeşini öldüren terör timinin üyeleri tutuklandı

Tahran-Ankara tren yolcu seferleri başladı

İşgalci güçler Yemen'den çekilmeli

Genç kuşaklar ilerlemeyi sürdürmeli

İsrail'in gayrimeşru politikasını şiddetle kınıyoruz

Rusya: ABD'nin Zarif'e yaptırımını kınıyoruz

arşiv Print RSS
 
tarih : 2018 Tuesday 13 Feb     |     şifre : 42346

Suriye siyasetimiz doğru mu?

1991 yılını hatırlayın! ABD, Kuzey Irak’ta Çekiç Güç’ü konuşlandırarak bölgede Kürdistan’ı kurmayı amaçlıyordu. Türkiye’nin Güneydoğu’sunu da Kürdistan’a dâhil etmeyi planlamıştı. Bu işte, Türkiye’deki askeri üslerini kullanıyor; PKK terör örgütüyle birlikte çalışıyordu.

Aran Haber Agency:  Bismillahirrahmanirrahim
1991 yılını hatırlayın! ABD, Kuzey Irak’ta Çekiç Güç’ü konuşlandırarak bölgede Kürdistan’ı kurmayı amaçlıyordu. Türkiye’nin Güneydoğu’sunu da Kürdistan’a dâhil etmeyi planlamıştı. Bu işte, Türkiye’deki askeri üslerini kullanıyor; PKK terör örgütüyle birlikte çalışıyordu.
Erbakan Hoca, ABD’nin sinsi tuzağının farkındaydı. Her fırsatta yöneticileri uyardı. 1996’da başbakan olduğu zaman konuyu ciddiyetle ele aldı. 31 Aralık 1996’da Çekiç Güç’ü geldiği yer olan Amerika’ya geri gönderdi.
ABD’nin 8 yıldır Suriye’nin Türkiye sınırını boşaltması; oralara terör örgütlerini yerleştirmesi; Kuzey Irak’a Çekiç Güç yerleştirmesine ne kadar da benziyor, değil mi? Suriye sınırında oluşturulan koridor sebepsiz değil. Öngörülerinde hep haklı çıkan feraset ve basiretli lider Erbakan Hoca uyarmıştı: “Bir gün mesele Suriye olursa; bilin ki, hedef Türkiye’dir.”
ABD, Suriye sınırına 5 bin tırlık silah ve mühimmat yığınağı yapmış; sınırımızda 30 bin kişilik “terör ordusu” kurmaya girişmişti. Hedefinin Türkiye olduğundan şüphe yoktu. Hükümet tuzağı gördü; haklı olarak Türkiye’yi tehdit eden terör örgütlerini temizlemek için Afrin’e “sınır ötesi operasyon” başlattı.
Son günlerde “operasyon”a, “savaş” denmeye başlandı. PKK, PYD, YPG, KCK, DAEŞ gibi terör örgütlerinin neredeyse tamamı Suriye’de yuvalanmıştı. Bunlar ABD’nin kontrolünde taşeron, kukla, maşa durumundaki paravan örgütlerdi. ABD, şartlara göre bölgede hepsini kullanıyor. Peki, biz Afrin’de taşeron terör örgütlerle mi savaşıyoruz; yoksa onları eğitip donatan, himaye ve kontrol eden ABD’yle mi?
SURİYE GİRDABI
SURİYE olayları tabii seyriyle gelişmedi. Sömürgeci güçlerin uluslararası planlarının bir parçası olarak start aldı. Afrin’de karmaşık bir satranç oynanıyor. Dünyanın dikkati bölge üzerinde!
Rusya, Afrin Operasyonu’nun başlangıcında Suriye’den çekildiğini ilan etmişti. Şimdi meşru hükümetin terörle mücadele için kendilerini Suriye’ye davet ettiği gerekçesine sığınarak olaylara müdahil olmaya çalışıyor. Dahası, “Astana sürecinin devamı” diyerek bölgede karar mercii haline gelmek istiyor. İsrail fırsat kolluyor. Uluslararası sömürgeci güçlerle iletişim halinde! Arada bir bölgeye bomba atmayı, füze göndermeyi ihmal etmiyor.
Olaylar gün geçtikçe giriftleşiyor. ABD, Rusya ve İsrail bölgenin sömürgeci aktörleri durumunda! Onların müttefik veya koalisyon ortaklarını da dikkate alırsanız olayların giriftliği daha iyi anlaşılır.
Türkiye hassas konumda! Hata etme lüksü yok. Suriye politikasını yeniden gözden geçirmeli. Sömürgecilerin asıl hedefi Beşşar Esat değil. Öyle olsaydı ABD ve Rusya onun işini çoktan bitirirdi. Sömürgeciler Suriye’yi ellerinden geldiğince en zayıf noktaya getirmek istiyorlar. Sivillere yapılan saldırı ve katliamlara göz yummaları bu yüzden. Esat yönetiminin teröristlere dokunmasını istemiyorlar.
ABD, Türkiye’nin terör örgütlerine karşı kararlılığından rahatsız! ABD Savunma Bakanı JimMattis, “Türkiye’nin Suriye’ye baskı uyguladığı” iddiasında; “DAEŞ’e karşı kampanyayı sürdürmek için Mümbiç’ten çekilmeyeceklerini” ilan ediyor. Türkiye’nin bir anda ABD ile doğrudan karşı karşıya gelmesi ihtimal dışı değil.
SİYASİ HATA YAPMAYIN
HÜKÜMET içinden, Suriye konusunda en doğru sözü zamanın Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş söyledi: “Hükümet’in Suriye politikası baştan beri yanlıştı.” (Türkiye, 5 Ocak 2017) Hatırlayın! 8 sene önce Suriye’yle Türkiye arasındaki sınırların kalkacağı konuşuluyor; Esat Türkiye’yle birleşeceklerini seslendiriyor; ortak bakanlar kurulu toplantısı bile yapılıyordu. Hükümet bu ortamı değerlendiremedi.
ABD gelişmelerden ürktü. Hükümet ABD’nin sözüne uydu. Bugün Afrin konusunda gösterilen hassasiyet, o gün Suriye konusunda gösterilmeliydi. Elimize büyük bir fırsat geçmişti. Fırsat değerlendirilebilseydi terör Suriye’de böylesine yuvalanamazdı. Suriye’nin toprak bütünlüğü korunabilseydi Türkiye’nin sınır güvenliği problemi oluşmazdı.
Hata yapılmaya devam ediyor. Operasyonlarda Esat yönetimi yerine Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) muhatap alınıyor. Devlet ciddiyeti “mevkidaş”ı esas alır. ABD’de Trump’ı muhatap aldığımız gibi, Suriye’de de aynısı yapılmalı. Esat’ı ikna ederseniz, Suriye sorununu çözersiniz. Bugünkü yöntemle Suriye problemi bitmez. Afrin problemi biter, başkası başlar. Lütfen, suyu yokuşa akıtmaya çalışmayın!
Trollerin Esat’la görüşmeyi “Esatçılık” sayan “düşünce basitliği”ne itibar etmeyin. Cumhurbaşkanı Papa’yla görüştü, diye “Papacı” mı oluyor? Dış politika kurallarını dikkate almayanlarda samimiyet olamaz.
Nasıl ki, Cenevre’de terör görüşülürken PYD’nin muhatap alınmasına karşı çıkmışsak; Suriye konusunda da ÖSO’nun muhatap alınmasının doğru olmadığı bilinmelidir. Suriye probleminin çözümü Esat’ı ikna etmekten geçer. Bu yapılmadıkça Suriye halkının perişanlığı devam eder; Türkiye’nin de Suriye problemi bitmez.


N: tr-tr,Keyword_Content
yazılmış ...de   2018 Tuesday 13 Feb  tarafından   مدير سايت Aran News   
PDF yazdır yazdır