Haberler

Gazze "30. Büyük Dönüş Yürüyüşü" için hazırlanıyor

Dolar/TL, 5.60'ın üzerinde

İki İranlı kadın voleybolcu Türkiye’ye transfer oldu

Musul’da 11 DEAŞ'lı terörist yakalandı

Lebbeyk Ya Hüseyin -s-
Erbain için ziyaretçi kayıt sayısı 1 milyonu aştı

Siyonist gazete yazdı
Türkiye İran’dan petrol ithalatı için muafiyet peşinde

İran’ın yeni konsepti birliği güçlendirdi

Konsolosluk konutunda arama başladı

Türkiye’den İran-Suriye sınırında güvenlik duvarı inşaatı

Erdoğan ile Pompeo Kaşıkçı olayını konuştu

arşiv
 
tarih : 2018 Perşembe 11 Eki     |     şifre : 43930

Kaşıkçı olayı Türkiye’ye yeni saldırı mı?

Trump’ın bu tavrı daha önce çeşitli ülkelere yönelik ekonomik yaptırımlar açıklaması ve bunları uygulamaya koyması ile birlikte düşünüldüğünde artık Trump’tan bir devlet ...

Ekonomik kriz ortamında Suudi Arabistan ve ABD vatandaşı, aynı zamanda bir ABD gazetesinin muhabiri Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda esrarengiz bir şekilde kaybolması(!) giderek kafalardaki soruları çoğaltıyor. Çünkü her geçen zaman içinde gündeme gelen sorular artıyor. Özellikle Kaşıkçı’nın konsolosluğa giderken nişanlısına kendisine bir şey olursa araması için iki telefon numarası vermiş olduğu yolundaki bilgiler Kaşıkçı’nın başına gelebilecekleri hissettiğini gösteriyor. O zamanda insanın aklına mademki böyle bir problem söz konusu o zaman konsolosluğa niçin gittiği sorusu en azından şimdilik cevapsız kalıyor. Bu arada Kaşıkçı’nın konsolosluğa girişinin ardından iki uçakla diplomatik pasaportlu 12 kişinin İstanbul’a geldiği, konsoloslukta bir süre kaldıktan sonra geldikleri uçaklarla geri döndükleri haberleri medyaya yansıyor. Bu gelenler kimlerdi, niçin geldiler, günübirlik gittiler? Gerçekten bu gelenlerin medyaya yansıdığı gibi Cemal Kaşıkçı’nın kayboluşu ile bir ilgileri var mı? Soruları çoğaltmak mümkün. Soruları ne kadar çoğaltırsak çoğaltalım cevapsız kaldıkları sürece fazla bir anlam ifade etmiyor. Sadece kafaları biraz daha karıştırıyor.


Olayın iki boyutu olduğunu düşünüyorum. Birinci boyutu olayın Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’nda yaşanmış olması sebebiyle sanki bir muhalif gazetecinin cezalandırılması gibi bir görüntü ortaya çıkıyor. Ancak, bir muhalif gazetecinin bu şekilde cezalandırılması biraz uzak ihtimal gibi geliyor. Böyle olunca ikinci şık akla geliyor. Bu ise Türkiye’ye karşı dolar operasyonunun ardından ikinci bir operasyon çekilmek istenmesidir. Meseleye bu açıdan bakıldığında işin içinde ABD ve istihbaratı ile İsrail istihbaratını araştırmak gerekiyor. Suudi Arabistan’a bir süre önce Trump’ın adeta tehdit ederek, “Sizi biz koruyoruz, bunun bedelini ödemeniz gerekiyor” şeklindeki çağrısının hemen ardından böyle bir olayın ülkemizde gündeme gelmesi üzerinde durulması gerekiyor. Yani olayı bir tesadüf olarak nitelendirmek pek gerçekçi görünmüyor. Trump’ın açıklamasını ABD’nin bazı ülkelerin yöneticilerinin koltuklarını korumak gibi bir görev üstlendiği ve bunu da belli bir bedel karşılığında yaptığı anlamına gelebilecek bir açıklama olarak yorumlanması yanlış olmaz. Ancak, bu tür açıklama bir devlet adamına yakışmayacak niteliktedir.


Trump’ın bu tavrı daha önce çeşitli ülkelere yönelik ekonomik yaptırımlar açıklaması ve bunları uygulamaya koyması ile birlikte düşünüldüğünde artık Trump’tan bir devlet adamı ciddiyeti ve yaklaşımı beklemenin anlamsız olduğunu göstermeye yeter. Olayı Türkiye’ye yönelik yeni operasyon olarak değerlendirilecek olursak iş tam bir fecaat arz edecektir. Çünkü, böyle bir yorum Türkiye’ye yönelik ABD’nin uygulamaya koyduğu ekonomik terörden istediği sonucu alamadığını, bunun için de ikinci bir hamle yaptığını akla getiriyor. Bu ise ABD kovboylarına kendi topraklarının dar geldiğini, tüm dünyayı serbestçe at koşturabilecekleri bir alan olarak gördüklerini düşündürüyor.

Meseleye bu açıdan baktığımızda Kaşıkçı olayında Cemal Kaşıkçı kullanılmış olabilir. Esas hedef Kaşıkçı değil Türkiye’dir. Türkiye’nin köşeye sıkıştırılması için atılmış yeni bir adım olabilir. Kısacası, Kaşıkçı olayının çok yönlü ele alınması gerekiyor. Özellikle iki uçakla Türkiye’ye gelenlerin kimler oldukları ve Türkiye’de ne yaptıklarının tespit edilmesi olayın perde arkasını gözler önüne serecektir. Söz gelimi bu diplomatik pasaportlu insanların hangi ülkelere mensup oldukları önem arz ediyor. Çünkü şu ana kadar gelenlerin diplomatik dokunulmazlıkları olduğu medyaya yansıtıldı ama hangi ülkeye ait oldukları dillendirilmedi. Daha doğrusu bu husus üzerinde gerektiği kadar durulmadı. Sonuç olarak Kaşıkçı olayının Türkiye’ye yönelik yeni bir saldırı olduğunu düşünmek yanlış olmayacaktır.


yazılmış ...de   2018 Perşembe 11 Eki  saat  08   tarafından   مدير سايت Aran News
PDF yazdır arkadaşlarla paylaş geri dönüş
görüşleriniz :
ad :
soy ad :
  e-posta :
 
bu konuya göre görüşünüzü bildirin